KİTAP

Var mısın?

Doğan Cüceloğlu – Var Mısın?: Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler

Hayatınızı Değiştirmek İçin Önce Kendinize Bakmaya Hazır mısınız?

İnsan bazen hayatının neresinde olduğunu fark etmeden yaşar.

Çalışır.

Koşar.

Sorumluluklarını yerine getirir.

İnsanlarla ilişkiler kurar.

Bir aile oluşturur.

Para kazanır.

Başarılı olmaya çalışır.

Ama bütün bunların arasında kendisine şu soruyu sormayı unutabilir:

“Ben nasıl bir hayat yaşıyorum?”

Doğan Cüceloğlu’nun Var Mısın? kitabı, tam da bu sorunun çevresinde şekilleniyor.

Kitap, Deniz Bayramoğlu’nun soruları üzerinden ilerleyen sohbetlerden oluşuyor. Cüceloğlu; insanın kendisini tanıması, ilişkilerini geliştirmesi, yaşamına anlam katması, sorumluluk alması ve daha güçlü bir hayat kurması üzerine düşüncelerini paylaşıyor.

Kitabın temel çağrısı ise oldukça sade:

Kendi hayatının farkına var.
Kendini tanı.
Sorumluluk al.
Ve yaşamını bilinçli biçimde kur.


Kitabın Yazarı: Doğan Cüceloğlu Kimdir?

Doğan Cüceloğlu, Türkiye’de psikoloji ve kişisel gelişim alanında en çok tanınan isimlerden biridir.

Uzun yıllar psikoloji alanında akademik çalışmalar yapmış, insan davranışları, iletişim, aile ve kişisel gelişim üzerine çok sayıda eser vermiştir.

İnsan İnsana, İçimizdeki Çocuk, Savaşçı ve Var Mısın? gibi kitapları geniş okuyucu kitlelerine ulaşmıştır.

Cüceloğlu’nun anlatımının en önemli özelliklerinden biri, karmaşık psikolojik meseleleri günlük hayatın içinden örneklerle anlatmasıdır.


1. Nasıl Bir Hayat Yaşıyorsunuz?

Kitabın merkezindeki sorulardan biri aslında bütün kitabın yönünü belirliyor:

“Nasıl bir insan olmak istiyorsun?”

Çünkü çoğu zaman:

“Ne istiyorum?”

diye soruyoruz.

Daha çok para.

Daha iyi bir iş.

Daha güzel bir ev.

Daha iyi bir ilişki.

Daha yüksek bir statü.

Ama bunların arkasındaki daha önemli soruyu sormuyoruz:

“Bütün bunlara sahip olduğumda nasıl bir insan olacağım?”

Cüceloğlu’nun yaklaşımı, hayatı yalnızca sahip olduklarımız üzerinden değil, kim olduğumuz üzerinden değerlendirmeye çağırıyor.


2. Güçlü İnsan Kimdir?

Güçlü olmak çoğu zaman yanlış anlaşılır.

Güçlü insan:

Hiç ağlamayan…

Hiç korkmayan…

Her zaman kendinden emin…

Hiç hata yapmayan…

insan değildir.

Gerçek güç:

Kendi gerçekliğiyle yüzleşebilme cesaretidir.

Hatasını kabul edebilmek.

Bilmediğini söyleyebilmek.

Gerektiğinde yardım isteyebilmek.

Yanlış yaptığında özür dileyebilmek.

Ve gerektiğinde:

“Bilmiyorum.”

diyebilmek.

Gerçek güç, kusursuz görünmekten değil;

kendin olabilmekten gelir.


3. Sorumluluk Almak

Hayatımızda kontrolümüz dışında gerçekleşen çok şey vardır.

Nerede doğduğumuzu seçmeyiz.

Geçmişimizi değiştiremeyiz.

Başka insanların davranışlarını kontrol edemeyiz.

Ancak bütün bunların karşısında:

Nasıl davranacağımız konusunda seçimlerimiz vardır.

Bu nedenle sorumluluk almak:

“Her şey benim suçum.”

demek değildir.

Daha çok:

“Buradan sonra ne yapabilirim?”

diye sorabilmektir.

Bu soru insanı mağduriyet duygusundan çıkarıp yeniden kendi hayatının öznesi haline getirebilir.


4. Kendini Tanımadan Kendini Geliştirmek Zordur

Kişisel gelişim kitaplarının büyük bölümü bize:

“Kendini geliştir.”

der.

Ama önce:

“Kendini tanıyor musun?”

diye sormak gerekir.

Neye değer veriyorsun?

Nelerden korkuyorsun?

Neden öfkeleniyorsun?

İnsanlardan ne bekliyorsun?

Kendin hakkında hangi inançlara sahipsin?

Çocukluğundan bugüne hangi davranış kalıplarını taşıyorsun?

İnsan kendisini tanımadan değiştirmeye çalıştığında, bazen yalnızca:

Kendisinin başka bir versiyonunu oynamaya başlayabilir.


5. İçimizdeki “Ben” ve “Biz”

İnsan yalnız yaşayan bir varlık değildir.

Aile içinde…

Arkadaşlıkta…

İş hayatında…

Toplumda…

sürekli ilişkiler kurar.

Bu nedenle güçlü bir yaşam yalnızca:

“Ben ne istiyorum?”

sorusuyla kurulamaz.

Bir de:

“Benim davranışlarım başkalarını nasıl etkiliyor?”

diye sormak gerekir.

Kendi ihtiyaçlarımız önemlidir.

Ama başkalarının ihtiyaçlarını görebilmek de insan olmanın önemli bir parçasıdır.


6. İletişim Sadece Konuşmak Değildir

İnsanlarla iletişim kurarken çoğu zaman söylediklerimize odaklanırız.

Oysa iletişim:

Sözcüklerden çok daha fazlasıdır.

Ses tonumuz…

Yüz ifademiz…

Dinleme biçimimiz…

Karşımızdaki kişiye verdiğimiz değer…

hatta bazen söylemediklerimiz bile iletişimin parçasıdır.

Bir insanı gerçekten dinlemek:

Cevap vermek için susmak değil, anlamak için dinlemektir.

Bu nedenle sağlıklı iletişimin temelinde yalnızca kendimizi ifade etmek değil:

Karşımızdaki insanın dünyasını anlamaya çalışmak vardır.


7. Dinlemek ve Anlamak

Birisi bize bir sorununu anlattığında hemen çözüm üretmek isteriz.

“Şunu yap.”

“Bunu dene.”

“Boş ver.”

“Takma kafana.”

Ama bazen insanın ihtiyacı çözüm değil:

Anlaşılmaktır.

“Senin için zor olmuş.”

“Ne hissettiğini anlayabiliyorum.”

“İstersen seni dinleyebilirim.”

gibi bir yaklaşım, bazen uzun tavsiyelerden çok daha değerlidir.

Çünkü insan:

Anlaşıldığını hissettiğinde değişime daha açık hale gelebilir.


8. Korkularımız Bizi Yönetmesin

Korku insanın doğal bir parçasıdır.

Başarısızlık korkusu…

Reddedilme korkusu…

Yalnız kalma korkusu…

Yetersiz olma korkusu…

Eleştirilme korkusu…

Sorun korkunun varlığı değildir.

Asıl mesele:

Korkunun hayatımızı yönetmeye başlamasıdır.

Cüceloğlu’nun yaklaşımında insanın kendisiyle yüzleşmesi, korkularının farkına varması ve buna rağmen yaşamını sürdürmesi önemlidir.

Cesaret:

Korkmamak değil, korkuya rağmen doğru bildiğini yapabilmektir.


9. Başarı Nedir?

Başarıyı çoğu zaman dışarıdan ölçeriz.

Para.

Kariyer.

Statü.

Ev.

Araba.

Unvan.

Ancak insan bunların hepsine sahip olup yine de kendisini başarısız hissedebilir.

Çünkü dışarıdaki başarı ile içerideki yaşam arasında fark olabilir.

Gerçek başarı belki de yalnızca:

Ne kadar kazandığımızla değil, nasıl yaşadığımızla ilgilidir.

Sevdiğimiz insanlarla nasıl ilişkiler kuruyoruz?

Kendimize nasıl davranıyoruz?

İşimizin bir anlamı var mı?

Hayatımızda değer verdiğimiz şeylere yer açabiliyor muyuz?

Bunlar da başarının parçasıdır.


10. Çocuk Yetiştirmek: Çocuğun Değil, İlişkinin Gelişmesi

Ebeveynlik de kitapta önemli bir yer tutuyor.

Çocuğu sürekli kontrol etmek:

“Ödevini yaptın mı?”

“Niye böyle yaptın?”

“Arkadaşın senden daha başarılı.”

“Ben senin iyiliğin için söylüyorum.”

gibi cümlelerle ilerlemek, çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir.

Çocuğun yalnızca davranışını değil:

İnsani değerini de görebilmek

önemlidir.

Çocuğun:

“Ne yaptığım kadar, kim olduğum da önemli.”

duygusunu geliştirebilmesi sağlıklı bir gelişimin temelidir.


11. Eleştirmek mi, Geliştirmek mi?

Bir insanı eleştirmek kolaydır.

Ama eleştirinin amacı ne?

Onu küçültmek mi?

Kendi öfkemizi boşaltmak mı?

Yoksa gelişmesine yardımcı olmak mı?

Yapıcı geri bildirim:

“Sen böylesin.”

demek yerine:

“Bu davranışının şu sonucu oldu.”

diyebilir.

Kişiliğe saldırmak yerine davranışa odaklanır.

Çünkü insanı değiştirmeye çalışırken onun değerini yok saymak:

Gelişim değil, yaralanma yaratabilir.


12. Hayatımızın Tanığı Kim?

İnsan bazen başkalarının gözünden yaşamaya başlar.

“İnsanlar ne der?”

“Ailem ne düşünür?”

“Başarılı görünmeliyim.”

“El âleme karşı mahcup olmayayım.”

Bu düşünceler zamanla insanın kendi sesini bastırabilir.

Bir noktada şu soru önem kazanır:

“Ben kendi hayatımı mı yaşıyorum, başkalarının benden beklediği hayatı mı?”

Başkalarının düşüncelerini tamamen yok saymak mümkün değildir.

Ama hayatımızın direksiyonunu bütünüyle onlara vermek de zorunda değiliz.


13. Değerler ve Anlam

İnsanın yalnızca yaşaması yetmez.

Yaşadığı hayatın anlamlı olduğunu hissetmeye de ihtiyacı vardır.

Anlam herkes için aynı değildir.

Bir insan için aile…

Bir başkası için üretmek…

Bir başkası için öğrenmek…

Bir başkası için insanlara katkı sağlamak…

anlamın merkezinde olabilir.

Önemli olan:

Kendi hayatımızın neye hizmet ettiğini fark edebilmek.

Çünkü insan neden yaşadığını bildiğinde, zorluklara dayanma gücü de artabilir.


14. “Var Mısın?” Sorusu

Kitabın adı aslında başlı başına bir soru:

Var mısın?

Ama bu soru:

“Hayatta mısın?”

anlamında değil.

Daha derin bir çağrı:

Kendi hayatının içinde gerçekten var mısın?

Kendini tanımaya var mısın?

Gerçeklerle yüzleşmeye var mısın?

Sorumluluk almaya var mısın?

Sevmeye var mısın?

Değişmeye var mısın?

Korkularına rağmen yaşamaya var mısın?

Kısacası:

Kendi hayatının sorumluluğunu almaya var mısın?


Kitabın Güçlü Yanları
  • Psikolojik kavramları günlük yaşam üzerinden anlatması
  • Okuyucuyu kendisiyle yüzleşmeye teşvik etmesi
  • İlişkiler ve iletişim konusunda güçlü örnekler sunması
  • Ebeveynlik açısından önemli mesajlar içermesi
  • Başarı ve anlam kavramlarını birlikte ele alması
  • Sorumluluk alma fikrini güçlendirmesi
  • Okuyucuya sürekli soru sordurması
Kimler Bu Kitabı Okumalı?
  • Hayatını yeniden değerlendirmek isteyenler
  • Kendini tanımaya çalışanlar
  • İlişkilerini geliştirmek isteyenler
  • Ebeveynler
  • Eğitimciler
  • Yöneticiler
  • Hayatının yönünü sorgulayanlar
  • “Ben nasıl bir hayat yaşıyorum?” diye düşünmeye başlayan herkes
Kitaptan Akılda Kalan Güçlü Mesaj

Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, önce kendi hayatınızın sorumluluğunu almaya hazır olmalısınız.

SONUÇ: Kendi Hayatınızda Gerçekten Var mısınız?

Var Mısın?, insana hazır cevaplar vermekten çok doğru soruları sordurmaya çalışan bir kitap.

Belki de bu yüzden kitabın adı bir cevap değil:

Bir soru.

Çünkü hayatımız boyunca birçok şeyin peşinden koşabiliriz.

Daha fazla para.

Daha iyi bir kariyer.

Daha güzel bir ev.

Daha fazla başarı.

Daha çok takdir.

Ama bütün bunların arasında kendimizi unutabiliriz.

Bir gün durup kendimize sormamız gerekir:

“Ben gerçekten nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?”

Ve daha önemlisi:

“Bu hayatı yaşamak için bugün ne yapıyorum?”

Çünkü hayat kendiliğinden anlamlı hale gelmez.

İnsan;

seçimleriyle, ilişkileriyle, sorumluluklarıyla ve değerleriyle

kendi hayatına anlam katar.

Belki de kitabın bize bıraktığı en önemli soru şudur:

Hayat seni nereye götürüyor diye sormadan önce, sen hayatını nereye götürüyorsun diye sor.

Ve cevap vermek için önce şu soruya cevap vermek gerekir:

Var mısın?

Yeni bir dünya için yol açık. Yeter ki yola çık!

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir