KİTAP

Kendine İyi Davran Güzel İnsan

Beyhan Budak – Kendine İyi Davran Güzel İnsan

Kendimizle Kurduğumuz İlişkiyi Yeniden Düşünmek

İnsanlarla ilişkilerimizi önemseriz.

Onların bizi sevmesini isteriz.

Onları kırmamaya çalışırız.

Bazen başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarımızın önüne koyarız.

Peki bütün bunları yaparken kendimize nasıl davranıyoruz?

Kendimize söylediğimiz sözler nasıl?

Hatalarımız karşısında kendimize ne kadar anlayışlıyız?

Ve en önemlisi:

Kendimiz için gerçekten önemli miyiz?

Beyhan Budak, Kendine İyi Davran Güzel İnsan kitabında tam olarak bu soruların peşinden gidiyor.

Kitabın temel yaklaşımı, insanın kendi içindeki sağlıklı ve sağlıksız ben arasındaki ilişkiyi fark etmesi ve kendisine zarar veren düşünce, davranış ve ilişki biçimlerini değiştirmeye çalışması üzerine kuruluyor. Kitap; kaygı, olumsuz düşünceler, değersizlik hissi, sağlıksız ilişkiler, sınır koyma ve kabullenme gibi konular üzerinden ilerliyor.


Kitabın Yazarı: Beyhan Budak Kimdir?

Beyhan Budak, psikoloji alanında içerikler üreten psikolog ve yazardır.

Anlatımında akademik ve ağır bir dil yerine, günlük hayattan örneklerle psikolojik kavramları anlaşılır hale getirmeyi tercih eder.

Kendine İyi Davran Güzel İnsan da bu yaklaşımın bir örneğidir.

Kitap, okuyucuya karmaşık psikolojik teoriler sunmaktan çok, günlük hayatında kendisini gözlemlemesi ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi sorgulaması için bir alan açar.

Kitabın ilk baskısı 2019 yılında Destek Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Daha sonraki yıllarda farklı yayınevlerinden yeni baskıları yapılmıştır.


1. Kendimize Nasıl Davranıyoruz?

Başkalarına karşı oldukça anlayışlı olabiliriz.

Bir arkadaşımız hata yaptığında:

“Herkes hata yapabilir.”

diyebiliriz.

Bir yakınımız zor bir dönemden geçtiğinde:

“Kendine biraz zaman ver.”

deriz.

Ama aynı şey bizim başımıza geldiğinde?

Bir hata yaptığımızda:

“Bunu nasıl yaptım?”

Bir şey başaramadığımızda:

“Ben zaten hiçbir şeyi beceremiyorum.”

Bir ilişki kötü gittiğinde:

“Yine her şeyi mahvettim.”

diyebiliriz.

Kitabın önemli çıkış noktalarından biri burada ortaya çıkar:

Başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimize neden göstermiyoruz?


2. İçimizdeki Sağlıklı ve Sağlıksız Ben

Budak, insanın içinde farklı yönlerin bulunabileceği düşüncesinden hareket eder.

Bir yanımız:

  • Kendimizi korumak ister.
  • Hatalarımızdan öğrenmeye çalışır.
  • Sağlıklı ilişkiler kurmak ister.
  • Gerektiğinde sınır koyabilir.
  • Kendimize değer vermemizi destekler.

Diğer yanımız ise:

  • Sürekli kendimizi eleştirebilir.
  • Değersiz hissettirebilir.
  • Kaygılarımızı büyütebilir.
  • Başkalarının onayına bağımlı hale getirebilir.
  • Bize zarar veren ilişkilerde kalmamıza neden olabilir.

Buradaki amaç kendimizin bir bölümünü yok etmek değildir.

Asıl mesele:

Hangi tarafımızın hayatımızı yönettiğini fark etmektir.


3. Olumsuz Düşüncelerle İlişkimiz

Zihnimiz sürekli düşünce üretir.

Ancak aklımıza gelen her düşünce:

Gerçek değildir.

“Kimse beni sevmiyor.”

“Ben başarısızım.”

“Her şey kötü olacak.”

“Bunu asla başaramam.”

gibi düşünceler zihnimizde belirebilir.

Sorun düşüncenin ortaya çıkması değil.

Sorun:

Düşünceyi sorgulamadan gerçek kabul etmek.

Kitap, olumsuz düşünceleri fark etmeyi ve onlarla daha sağlıklı bir ilişki kurmayı teşvik ediyor.


4. Kaygıyı Yok Etmeye Çalışmak

Kaygı hayatımızın tamamen dışında tutulabilecek bir duygu değildir.

Hepimiz zaman zaman kaygılanırız.

Gelecek…

İş…

İlişkiler…

Sağlık…

Maddi konular…

Belirsizlik…

Bunların hepsi kaygı yaratabilir.

Ancak kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak bazen kaygının kendisinden daha yorucu hale gelebilir.

Önemli olan:

Kaygının hayatımızı yönetmesine izin vermemektir.


5. Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışmak

İnsanın en büyük zihinsel yüklerinden biri:

Kontrol edemediği şeyleri kontrol etmeye çalışmasıdır.

Başkalarının düşüncelerini kontrol edemeyiz.

Başkalarının davranışlarını kontrol edemeyiz.

Geçmişi değiştiremeyiz.

Her sonucu önceden belirleyemeyiz.

Ama kendi davranışlarımız üzerinde belli ölçüde kontrol sahibiyiz.

Bu nedenle önemli bir ayrım yapmak gerekir:

Neyi değiştirebilirim?

ve

Neyi kabul etmem gerekiyor?


6. Kabullenmek Vazgeçmek Değildir

Kabullenmek çoğu zaman yanlış anlaşılır.

Bir şeyi kabul etmek:

“Böyle olmak zorunda.”

demek değildir.

Ya da:

“Artık hiçbir şey yapmayacağım.”

anlamına gelmez.

Kabullenmek öncelikle:

“Şu anda gerçek olan bu.”

diyebilmektir.

Gerçeği kabul ettikten sonra değiştirebileceğimiz şeylere odaklanabiliriz.

Bu nedenle kabullenmek bazen değişimin karşıtı değil:

Değişimin başlangıcıdır.


7. Değersizlik Hissi

İnsanın kendisiyle ilgili en ağır duygularından biri:

“Ben yeterli değilim.”

düşüncesidir.

Yeterince başarılı değilim.

Yeterince güzel değilim.

Yeterince akıllı değilim.

Yeterince sevilmiyorum.

Yeterince önemli değilim.

Bu düşünceler zaman içinde kişinin kendisine bakışını etkileyebilir.

Oysa insanın değeri yalnızca:

Başarılarıyla ölçülemez.

Bir insanın hata yapması onu değersiz hale getirmez.

Başarısız olması onu değersiz hale getirmez.

Birinin onu reddetmesi de onun değerini belirlemez.


8. Başkalarının Onayına Bağımlı Yaşamak

Herkes tarafından sevilmek mümkün değildir.

Herkesi memnun etmek de.

Buna rağmen birçok insan hayatını:

“Başkaları benim hakkımda ne düşünüyor?”

sorusuna göre şekillendirir.

Ne söyleyeceğini…

Ne giyeceğini…

Nereye gideceğini…

Hangi kararı vereceğini…

Başkalarının tepkisine göre belirler.

Bir noktadan sonra insan kendi hayatını yaşamaktan çok:

Başkalarının beklentilerini yönetmeye başlar.


9. Sağlıksız İlişkiler

Kitapta önemli başlıklardan biri de ilişkilerdir.

Çünkü kendimize nasıl davrandığımız ile hayatımıza aldığımız insanlar arasında güçlü bir ilişki vardır.

Bazen bizi sürekli küçümseyen…

Sınırlarımızı ihlal eden…

Manipüle eden…

Kendimizi değersiz hissettiren…

insanlarla ilişkilerimizi sürdürürüz.

Neden?

Çünkü yalnız kalmaktan korkabiliriz.

Değişimden çekinebiliriz.

Ya da:

Daha iyisini hak ettiğimize inanmıyor olabiliriz.

Bu nedenle sağlıklı ilişki kurmanın önemli parçalarından biri:

Kendimize verdiğimiz değeri korumaktır.


10. Sınır Koymak

Birine “hayır” demek her zaman bencillik değildir.

Bazen:

Kendine saygıdır.

Her isteği kabul etmek zorunda değiliz.

Her davete gitmek zorunda değiliz.

Her problemi çözmek zorunda değiliz.

Herkesin yükünü taşımak zorunda değiliz.

Sağlıklı sınırlar:

İnsanları hayatımızdan çıkarmak için değil, ilişkilerimizi daha sağlıklı hale getirmek için vardır.


11. Kendini Suçlamak ve Sorumluluk Almak

Kendimizi eleştirmekle sorumluluk almak aynı şey değildir.

Sorumluluk:

“Burada benim payım ne?”

diye sorar.

Kendini suçlamak ise:

“Her şey benim suçum.”

noktasına gidebilir.

İkisi arasındaki fark çok önemlidir.

Hatalarımızı görmek gerekir.

Ama hatalarımızdan bir kimlik oluşturmamız gerekmez.

Bir hata yaptık.

Bu:

“Ben hatayım.”

anlamına gelmez.


12. Kendine İyi Davranmak Ne Demek?

Kendine iyi davranmak:

Sürekli kendini ödüllendirmek değildir.

Sorumluluktan kaçmak değildir.

Hataları görmezden gelmek değildir.

Her istediğini yapmak da değildir.

Bazen kendine iyi davranmak:

“Hayır” diyebilmektir.

Bazen:

Yardım istemektir.

Bazen:

Bir ilişkiden uzaklaşmaktır.

Bazen:

Hata yaptığını kabul etmektir.

Bazen de:

Kendini affetmektir.


13. Değişim Nereden Başlar?

İnsan kendisini değiştirmek istediğinde çoğu zaman ilk olarak dışarıya bakar.

İşim değişsin.

İlişkim değişsin.

Çevrem değişsin.

İnsanlar değişsin.

Hayat değişsin.

Oysa kitap bizi daha farklı bir noktaya yönlendiriyor:

Önce kendimize bakalım.

Çünkü insanın kendi düşünce biçimini, davranışlarını ve seçimlerini fark etmesi değişimin ilk adımlarından biridir.


14. Kendini Tanımak

Kendine iyi davranmanın ilk şartlarından biri:

Kendini tanımaktır.

Neden böyle hissediyorum?

Neden bu kadar kaygılanıyorum?

Neden sürekli onay bekliyorum?

Neden bana zarar veren insanlardan kopamıyorum?

Neden kendimi sürekli başkalarıyla kıyaslıyorum?

Bu soruların cevapları her zaman kolay değildir.

Ama doğru sorular:

İnsanı kendisine yaklaştırabilir.


15. Kendine İyi Davranmak Bir Süreçtir

İnsan bir kitabı okuyup ertesi gün tamamen değişmez.

Düşünce alışkanlıkları yıllar içinde oluşur.

İlişki biçimleri zamanla şekillenir.

Kendimiz hakkındaki inançlarımız geçmiş deneyimlerden etkilenir.

Bu nedenle kendine iyi davranmak:

Bir gecede kazanılacak bir özellik değil, geliştirilecek bir alışkanlıktır.

Her gün biraz daha fark etmek…

Bir düşünceyi sorgulamak…

Bir sınır koymak…

Bir hatayı affetmek…

Bir konuda yardım istemek…

Küçük adımlar zaman içinde büyük değişiklikler yaratabilir.


Kitabın Güçlü Yanları
  • Sade ve kolay anlaşılır bir anlatıma sahip olması
  • Günlük hayattaki psikolojik sorunlara odaklanması
  • Kaygı ve olumsuz düşünceler üzerine düşündürmesi
  • Öz değer ve öz saygı konularını ele alması
  • Sağlıksız ilişkilere dikkat çekmesi
  • Sınır koyma konusunda farkındalık oluşturması
  • Okuru kendi davranışlarını gözlemlemeye yönlendirmesi

Kimler Bu Kitabı Okumalı?
  • Kendisiyle ilişkisini geliştirmek isteyenler
  • Sürekli kendini eleştirenler
  • Kaygı ve olumsuz düşüncelerle mücadele edenler
  • Başkalarının onayına fazla önem verenler
  • Sağlıksız ilişkiler yaşayanlar
  • Sınır koymakta zorlananlar
  • Kendini değersiz hissedenler
  • Kişisel gelişim ve psikoloji alanına yeni başlayanlar

Kitaptan Akılda Kalan Güçlü Mesaj

Başkalarına gösterdiğin anlayışı, kendinden de esirgeme.


SONUÇ: Kendine Nasıl Davranıyorsun?

Kendine İyi Davran Güzel İnsan aslında çok basit görünen ama üzerinde düşündüğümüzde oldukça önemli bir soru soruyor:

Sen kendine nasıl davranıyorsun?

Başkalarına karşı anlayışlı mısın?

Peki kendine?

Başkalarının hatalarını affedebiliyor musun?

Peki kendi hatalarını?

Başkalarının sınırlarına saygı gösteriyor musun?

Peki kendi sınırlarına?

Bir arkadaşın kendisini değersiz hissetse ona ne söylerdin?

Belki:

“Sen değerlisin.”

derdin.

Peki aynı cümleyi kendine söyleyebiliyor musun?

Kendine iyi davranmak, hayatın bütün sorunlarını ortadan kaldırmak anlamına gelmiyor.

Her şeyi kontrol edebilmek de değil.

Daha çok:

Kendine düşman olmak yerine kendinin yanında durabilmek.

Hata yaptığında kendini ezmemek.

Zorlandığında yardım istemekten utanmamak.

Sana zarar veren şeylere sınır koymak.

Değiştiremeyeceğin şeyleri kabullenmek.

Ve bütün bunların arasında:

Kendini unutmamak.

Çünkü hayat boyunca birlikte yaşayacağımız tek insan:

Kendimiziz.

Bu yüzden belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şu:

“Ben, hayatım boyunca kendime nasıl bir insan oldum?”

Yeni bir dünya için yol açık. Yeter ki yola çık!

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir