Kendime Düşünceler
Marcus Aurelius – Kendime Düşünceler
Bir İmparatorun Kendisine Yazdığı Hayat Dersleri
Bir imparator düşünün.
Roma’nın en güçlü insanlarından biri.
Ordular onun emrinde. Büyük kararlar onun elinde. Ün, güç ve servet çevresinde.
Ama elinde tuttuğu bir defter var.
Bu deftere başkalarına söylemek için değil, kendisine hatırlatmak için yazıyor.
Nasıl biri olmalıyım?
İnsanlara nasıl davranmalıyım?
Öfkelendiğimde ne yapmalıyım?
Başıma gelenleri nasıl karşılamalıyım?
Ölümü nasıl düşünmeliyim?
Kontrol edebildiğim şeylerle edemediklerimi nasıl ayırmalıyım?
İşte Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler kitabı, büyük ölçüde bu iç konuşmalardan oluşuyor.
Kitap, halka sunulmak üzere hazırlanmış klasik bir felsefe eseri değil; Marcus Aurelius’un kendisini sorguladığı, kendisine öğütler verdiği ve Stoacı ilkeleri günlük hayatında uygulamaya çalıştığı düşünce notlarından oluşuyor. Eser, Stoacı felsefenin en önemli metinlerinden biri kabul ediliyor.
Kitabın Yazarı: Marcus Aurelius Kimdir?
Marcus Aurelius, MS 121’de Roma’da doğdu ve MS 161-180 yılları arasında Roma İmparatoru olarak hüküm sürdü.
Tarihe yalnızca bir imparator olarak değil, “Filozof İmparator” olarak da geçti.
Döneminin önemli hatip ve filozoflarından eğitim aldı. Hükümdarlığının önemli bir bölümünü savaşlarla ve seferlerle geçirdi.
Kendime Düşüncelerin MS 169 civarında, Germen kavimlerine karşı yürütülen seferlerden biri sırasında yazılmaya başlandığı kabul ediliyor.
Kitabın belki de en ilginç tarafı burada ortaya çıkıyor:
Bir imparator, kendisini yönetmeye çalışıyor.
1. Bu Kitap Kime Yazıldı?
İlk bakışta Marcus Aurelius’un kitabı bir öğüt kitabı gibi görünebilir.
Fakat önemli bir fark var:
Bu öğütlerin hedefindeki kişi çoğu zaman başkaları değil, kendisidir.
“Şöyle yaşamalısın.”
“Böyle davranmalısın.”
“Öfkelenmemelisin.”
“İnsanlara iyi davranmalısın.”
gibi düşünceler aslında Marcus’un kendisine yaptığı hatırlatmalardır.
Bu nedenle kitabın adı da oldukça anlamlıdır:
Kendime Düşünceler.
Bir anlamda kitap, bir insanın kendi kendisiyle yaptığı uzun bir konuşmadır.
2. Kontrol Edebileceğin Şeye Odaklan
Stoacı düşüncenin en önemli meselelerinden biri:
Neyi kontrol edebilirim?
sorusudur.
Hayatımızda kontrolümüz dışında kalan çok fazla şey vardır.
Başkalarının düşünceleri…
Başkalarının davranışları…
Geçmiş…
Hava…
Talih…
Hastalık…
Ölüm…
Olayların tamamının sonucu…
Bunların hepsini kontrol edemeyiz.
Ama kendi düşüncelerimiz, tercihlerimiz ve davranışlarımız üzerinde belli ölçüde söz sahibiyiz.
Bu nedenle Marcus Aurelius’un yaklaşımı bizi dış dünyayı tamamen değiştirmeye değil:
Kendi tepkimizi yönetmeye
yönlendirir.
3. Olaylar mı, Olaylara Bakışımız mı?
Hayatımızda yaşanan olaylarla onlara verdiğimiz anlam aynı şey değildir.
Bir olay gerçekleşir.
Sonra zihnimiz onu yorumlar.
Ve çoğu zaman bizi yalnızca olay değil:
Olay hakkında düşündüklerimiz
etkiler.
Bu yüzden Stoacı düşünce, insanın kendi zihinsel tepkisini gözlemlemesini önemser.
Başımıza gelen her şeyi seçemeyebiliriz.
Ama ona nasıl karşılık vereceğimiz konusunda bir alanımız vardır.
4. Öfke
Marcus Aurelius’un kendisine sık sık hatırlattığı konulardan biri de öfkedir.
İnsanlarla birlikte yaşadığımız sürece bizi kızdıran insanlar olacaktır.
Bencil davrananlar…
Haksızlık yapanlar…
Kaba insanlar…
Bizi anlamayanlar…
Ancak başkasının davranışı, bizim nasıl davranacağımızı belirlemek zorunda değildir.
Bir başkasının öfkesi bizi öfkeli yapmak zorunda değildir.
Bir başkasının kötülüğü bizi kötü davranmaya mecbur bırakmaz.
Buradaki temel soru şudur:
“Karşımdaki nasıl davrandı?” değil, “Ben nasıl davranacağım?”
5. İyi Bir İnsan Olmak
Kendime Düşüncelerin merkezindeki kavramlardan biri:
Erdemdir.
Marcus Aurelius için iyi yaşam, yalnızca rahat yaşamak ya da başarılı olmak değildir.
İyi bir insan olmak gerekir.
Adil olmak…
Ölçülü olmak…
Cesur olmak…
Akla uygun davranmak…
Başkalarına karşı görevlerini yerine getirmek…
Bunlar Stoacı yaşam anlayışının temel unsurlarıdır.
Dolayısıyla kitap bize:
“Nasıl daha çok kazanırım?”
sorusundan önce:
“Nasıl daha iyi bir insan olurum?”
sorusunu sordurur.
6. Başkalarının Kusurlarına Karşı Sabırlı Olmak
İnsanlarla yaşamak kolay değildir.
Herkes bizim istediğimiz gibi davranmaz.
Marcus Aurelius sabah güne başlarken karşılaşabileceği zor insanları düşünmesini ve onların insan doğasının bir parçası olduğunu hatırlamasını öğütler.
Bu düşüncenin amacı kötülüğü onaylamak değildir.
Ama şunu hatırlatır:
İnsanların kusurları bizi kendi karakterimizden vazgeçirmemeli.
Başkasının kötü davranışı:
Bizim de kötü davranmamız için mazeret değildir.
7. Başkalarının Onayına Bağımlı Olmamak
İnsanların bizi beğenmesini isteriz.
Takdir edilmek hoşumuza gider.
Başarımızın görülmesini isteriz.
Fakat bütün hayatımızı başkalarının değerlendirmesine göre yaşarsak kendi merkezimizi kaybedebiliriz.
Marcus Aurelius, başkalarının düşüncelerinin geçici olduğunu hatırlatır.
Bugün bizi övenler yarın unutabilir.
Bugün eleştirenler yarın başka bir şey düşünebilir.
O halde insanın yaşamını yalnızca:
“Başkaları benim hakkımda ne düşünüyor?”
sorusuna göre şekillendirmesi ne kadar doğru?
8. Şimdiye Dönmek
Geçmiş artık elimizde değildir.
Gelecek henüz gelmemiştir.
Elimizde olan:
Şimdi.
Marcus Aurelius için insanın yapabileceği en önemli şeylerden biri, içinde bulunduğu ana uygun şekilde yaşamaktır.
Şu anda yaptığın iş ne?
Karşındaki insan kim?
Üzerine düşen sorumluluk ne?
Bugün nasıl davranabilirsin?
Bunlara odaklanmak, zihni geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin kaygılarından uzaklaştırabilir.
9. Ölüm
Kitabın en çok üzerinde durduğu konulardan biri de ölümdür.
Modern insan çoğu zaman ölüm düşüncesinden uzak durmaya çalışır.
Marcus Aurelius ise ölümün hayatın doğal bir parçası olduğunu kabul eder.
Bu düşünce karamsarlık üretmek için kullanılmaz.
Tam tersine:
Hayatın sınırlı olduğunu bilmek, onu daha bilinçli yaşamaya yardımcı olabilir.
Bir gün bitecekse:
Bugün nasıl yaşamalıyım?
Bugün nasıl bir insan olmalıyım?
Bugün neye gerçekten önem vermeliyim?
soruları daha anlamlı hale gelir.
10. Her Şey Geçici
İnsanlar değişir.
Şehirler değişir.
İmparatorluklar değişir.
Ün kaybolur.
Servet kaybolur.
Beden yaşlanır.
Ve sonunda insan ölür.
Marcus Aurelius, insanın geçiciliğini sık sık hatırlamasını ister.
Bu düşünce ilk bakışta oldukça karamsar görünebilir.
Fakat Stoacı yaklaşımda amaç umutsuzluk değildir.
Amaç:
Geçici olanı geçici olarak görebilmektir.
11. Doğayla Uyumlu Yaşamak
Stoacılıkta doğayla uyumlu yaşamak önemli bir kavramdır.
Buradaki “doğa”, yalnızca ağaçlar, hayvanlar veya çevre anlamında değildir.
İnsanın akıl sahibi bir varlık olarak kendi doğasına uygun yaşaması da bunun parçasıdır.
Marcus Aurelius için insan:
- Akıl yürütmeli,
- Erdemli davranmalı,
- Toplumun bir parçası olduğunu unutmamalı,
- Başkalarıyla iş birliği içinde yaşamalıdır.
İnsan tek başına bir ada değildir.
Bütünün parçasıdır.
12. İnsanlarla Birlikte Yaşamak
Stoacılık bazen duygusuzluk felsefesi gibi anlaşılır.
Oysa Kendime Düşüncelerde insanın toplumdan kopması değil, insanlarla birlikte iyi yaşaması önemlidir.
İnsan sosyal bir varlıktır.
Bu nedenle:
Kendini geliştirirken başkalarına karşı sorumluluklarını da unutmamalısın.
İyi yaşam yalnızca bireysel rahatlık değildir.
Ortak yaşamın iyiliği de önemlidir.
13. Zorluklar Bizi Nasıl Etkiler?
Hayatta zorluklardan kaçamayız.
Sorunlar çıkacak.
Planlar bozulacak.
İnsanlar bizi hayal kırıklığına uğratacak.
Beklenmedik şeyler yaşanacak.
Stoacı yaklaşım:
“Hiçbir sorun yaşamamalıyım.”
demez.
Daha çok:
“Karşıma çıkan sorunla nasıl başa çıkabilirim?”
diye sorar.
Bu nedenle zorluk yalnızca bir engel değildir.
Bazen:
Karakterimizi gösteren bir sınavdır.
14. Zihinsel Disiplin
Marcus Aurelius’un düşüncelerinde sürekli bir özdenetim çabası vardır.
Ne düşündüğünü fark etmek.
Duygularının seni sürüklemesine izin vermemek.
Gereksiz kaygılardan uzaklaşmak.
Öfkeye teslim olmamak.
Başkalarının davranışlarına gereğinden fazla anlam yüklememek.
Bunların hepsi bir tür:
Zihinsel disiplin
gerektirir.
Stoacılık burada bize kolay bir hayat vaat etmez.
Daha sağlam bir insan olmayı önerir.
15. Kendini Sürekli Sorgulamak
Belki de kitabın en etkileyici tarafı budur.
Marcus Aurelius bir imparator olmasına rağmen kendisini kusursuz görmez.
Tam tersine:
Kendisine sürekli hatırlatmalarda bulunur.
Daha sabırlı ol.
Daha adil ol.
Öfkene dikkat et.
Ölümlü olduğunu unutma.
Başkalarının düşüncelerine fazla önem verme.
İyi bir insan ol.
Bu açıdan kitap yalnızca Stoacı felsefenin değil:
Öz disiplinin de bir günlüğü gibidir.
16. Mutluluk Nerede?
Marcus Aurelius’un yaklaşımında mutluluk:
Her şeyin istediğimiz gibi gitmesi değildir.
Çünkü hayat hiçbir zaman tamamen istediğimiz gibi gitmez.
Mutluluğu dış koşullara bağlarsak hayatımızı koşullar yönetir.
Bunun yerine insanın kendi karakterini ve tepkilerini geliştirmesi önem kazanır.
Dolayısıyla asıl mesele:
“Hayat bana ne verecek?”
sorusundan biraz uzaklaşıp:
“Hayat bana ne getirirse getirsin, ben nasıl biri olacağım?”
sorusuna yaklaşmaktır.
17. Güç ve Sorumluluk
Marcus Aurelius’un hayatı kitabı daha da ilginç hale getirir.
Çünkü bunları sıradan bir insan değil, dünyanın en güçlü insanlarından biri yazmaktadır.
İmparatorluk gücüne rağmen:
Güçlü olmak ile iyi olmak arasındaki farkı
görmeye çalışır.
Bir insanın makamı onun karakterini otomatik olarak iyi hale getirmez.
Servet…
Ün…
Yetki…
Bunların hiçbiri erdemin yerine geçemez.
Asıl mesele:
Elindeki gücü nasıl kullandığındır.
Kitabın Güçlü Yanları
- Stoacı düşüncenin en önemli metinlerinden biri olması
- Felsefeyi günlük hayatla ilişkilendirmesi
- Öz disiplin ve karakter üzerine düşündürmesi
- Kontrol edebildiğimiz ve edemediğimiz şeyleri ayırmaya yardımcı olması
- Öfke, ölüm, kaygı ve insan ilişkileri gibi evrensel konulara değinmesi
- Bir imparatorun kendi kusurlarını sorgulaması açısından son derece özgün olması
- Yüzyıllar önce yazılmış olmasına rağmen günümüz insanına hâlâ hitap etmesi
Kimler Bu Kitabı Okumalı?
- Felsefeye ilgi duyanlar
- Stoacılığı tanımak isteyenler
- Kendini ve davranışlarını sorgulamak isteyenler
- Öfke ve stres karşısında daha kontrollü olmak isteyenler
- Hayatındaki kontrol alanını daha iyi anlamak isteyenler
- Başkalarının düşüncelerinden fazla etkilenenler
- Ölüm, zaman ve hayatın anlamı üzerine düşünenler
- Daha disiplinli ve bilinçli bir yaşam arayanlar
Kitaptan Akılda Kalan Güçlü Mesaj
Hayatımızdaki her şeyi kontrol edemeyiz; ama nasıl bir insan olacağımız konusunda sorumluluğumuz vardır.
SONUÇ: Önce Kendini Yönet
Kendime Düşünceler yaklaşık iki bin yıl önce yazılmış olabilir.
Ama soruları şaşırtıcı biçimde bugüne ait:
Öfkelenince ne yapıyorsun?
Başkalarının düşünceleri hayatını ne kadar yönetiyor?
Değiştiremeyeceğin şeyler için ne kadar enerji harcıyorsun?
Sahip olduklarının mı, yoksa karakterinin mi seni değerli kıldığını düşünüyorsun?
Ve en önemlisi:
Kendinle baş başa kaldığında nasıl bir insan görüyorsun?
Marcus Aurelius’un kitabı bize kusursuz olmayı öğretmiyor.
Daha önemli bir şey öneriyor:
Kendimizi sürekli gözden geçirmeyi.
Çünkü insanın hayatındaki en büyük mücadele bazen dışarıda değildir.
Kendi öfkesiyle…
Kendi korkularıyla…
Kendi tutkularıyla…
Kendi egosuyla…
Kendi seçimleriyle…
yaşadığı mücadeledir.
Ve belki de bütün bunların sonunda kitabın özünü tek bir cümlede toplamak mümkün:
Dünyayı yönetmeden önce, kendini yönetmeyi öğren.
Kendime Düşünceler, tam da bu nedenle yalnızca bir felsefe kitabı değil;
insanın kendisine yazdığı uzun bir hatırlatma mektubu gibi okunabilir.


