Sınırlar
Henry Cloud & John Townsend – Sınırlar: Hayatınızı Kontrol Etmek İçin Ne Zaman Evet Ne Zaman Hayır Demelisiniz?
Hayır Demek Bencillik Değil, Kendinizi ve İlişkilerinizi Korumaktır
Hayatımızda bazı insanlara “hayır” demek istiyoruz.
Ama diyemiyoruz.
Birini kırmaktan korkuyoruz.
Ayıp olacağını düşünüyoruz.
Bizi yanlış anlayacağından endişeleniyoruz.
Bazen de iyi bir insan olmanın, herkesin isteğine cevap vermek olduğunu sanıyoruz.
Sonra istemediğimiz şeyleri kabul ediyoruz.
Kendi ihtiyaçlarımızı erteliyoruz.
Zamanımızı başkalarına veriyoruz.
İçimizden gelmediği halde “evet” diyoruz.
Ve bir süre sonra:
Kendimize ayıracak hiçbir şeyimiz kalmıyor.
Henry Cloud ve John Townsend, Sınırlar kitabında tam olarak bu noktaya odaklanıyor.
Kitabın temel mesajı şu:
Sağlıklı sınırlar, insanları hayatımızdan uzaklaştırmak için değil, hayatımızı sağlıklı biçimde yönetebilmek için vardır.
Sınır koymak insanları reddetmek değildir.
Neye evet, neye hayır diyeceğimizi bilmek ve kendi sorumluluk alanımızı tanımaktır.
1. Sınır Nedir?
Sınır, en basit anlamıyla:
Benimle başkaları arasındaki çizgidir.
Bir mülkün sınırı nasıl neresi benim, neresi başkasının olduğunu gösteriyorsa, kişisel sınırlar da:
- Nelerden sorumlu olduğumuzu
- Nelerden sorumlu olmadığımızı
- Neyi kabul edip etmediğimizi
- Zamanımızı nasıl kullanacağımızı
- Duygularımızı nasıl yöneteceğimizi
belirlememize yardımcı olur.
Sınırlar:
“Sen ne yapacaksın?”
sorusundan önce,
“Ben ne yapacağım?”
sorusuyla ilgilidir.
2. Sınır Koymak Bencillik Değildir
Sınır koymak çoğu zaman bencillikle karıştırılır.
Oysa sağlıklı sınır:
“Sadece ben önemliyim.”
demek değildir.
Tam tersine:
“Ben de önemliyim.”
demektir.
Başkasının ihtiyaçları önemlidir.
Ama benim ihtiyaçlarım da önemlidir.
Başkalarının zamanı değerlidir.
Ama benim zamanım da değerlidir.
Başkalarının duyguları vardır.
Ama onların duygularından tamamen ben sorumlu değilim.
Bu ayrım sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur.
3. Neden Hayır Diyemiyoruz?
Bazı insanlar için “hayır” kelimesi olağanüstü zordur.
Çünkü reddedilmekten korkarlar.
Sevilmemekten…
Kötü görünmekten…
Suçlanmaktan…
Terk edilmekten…
karşı tarafı hayal kırıklığına uğratmaktan çekinirler.
Böylece:
“Hayır.”
demek yerine:
“Tamam.”
derler.
Ama içlerinde başka bir şey yaşanır.
Kızgınlık…
Kırgınlık…
Yorgunluk…
Bıkkınlık…
Hatta zamanla öfke.
Çünkü söylenen “evet”, aslında içten gelen bir evet değildir.
4. Her “Evet” Gerçek Bir Evet Değildir
Birinin isteğini kabul etmek kolaydır.
Ama şu soruyu sormak gerekir:
“Bunu gerçekten istiyor muyum?”
Bazen evet deriz çünkü:
“Bana kızmasın.”
Bazen:
“Beni kötü biri sanmasın.”
Bazen:
“Beni sevmeye devam etsin.”
Bazen:
“Sorun çıkmasın.”
diye düşünürüz.
Bu durumda verdiğimiz cevap gerçekten bir seçim değildir.
Korkunun yönettiği bir kabuldür.
Sağlıklı sınırlar ise insanın korkudan değil, kendi değerlerinden hareket ederek karar verebilmesini sağlar.
5. Sınırlar Başkalarını Kontrol Etmek İçin Değildir
Burada önemli bir ayrım var.
Sınır:
“Sen bunu yapamazsın.”
demek değildir.
Çünkü başkasının davranışlarını her zaman kontrol edemeyiz.
Sınır daha çok:
“Sen bunu yaparsan, ben şunu yaparım.”
anlamına gelir.
Örneğin:
“Bana bağırırsan konuşmayı sürdürmeyeceğim.”
Bu bir tehdit olmak zorunda değildir.
Kişinin kendi davranışını belirlemesidir.
Çünkü sağlıklı sınırın merkezinde:
Başkasını kontrol etmek değil, kendi davranışımızı yönetmek vardır.
6. Sorumluluklarımız ve Başkalarının Sorumlulukları
Kitabın en önemli ayrımlarından biri:
Kimin neyden sorumlu olduğu meselesidir.
Kendi seçimlerimizden sorumluyuz.
Kendi davranışlarımızdan sorumluyuz.
Kendi tutumlarımızdan sorumluyuz.
Ama başkasının:
- Duygularından
- Seçimlerinden
- Kararlarından
- Hayatının bütün sonuçlarından
sorumlu değiliz.
Bir insanın üzülmesi, her zaman yanlış bir şey yaptığımız anlamına gelmez.
Bazen doğru bir sınır koyduğumuzda karşımızdaki kişi bundan hoşlanmayabilir.
Bu, sınırın yanlış olduğu anlamına gelmez.
7. Suçluluk Duygusu Sınır Koymayı Engelleyebilir
“Hayır” dediğimizde suçlu hissedebiliriz.
Özellikle yıllardır herkesi memnun etmeye alışmışsak…
Ancak suçluluk duygusu her zaman:
“Yanlış yaptın.”
anlamına gelmez.
Bazen yalnızca:
“Alışık olduğun davranışın dışına çıktın.”
anlamına gelebilir.
Bu nedenle sağlıklı sınırlar geliştiren bir insanın zaman zaman suçluluk hissetmesi şaşırtıcı değildir.
Önemli olan:
Suçluluk hissediyorum diye yanlış bir karar verdiğimi varsaymamak.
8. Sınırlarımız Olmadığında Ne Olur?
Sınırları zayıf olan insanlar başkalarının hayatlarının içine fazlasıyla girebilir.
Ya da başkalarının kendi hayatlarına fazlasıyla girmesine izin verebilir.
Bunun sonucunda:
- Sürekli yorgunluk
- Kırgınlık
- Öfke
- İlişki çatışmaları
- Zaman kaybı
- Kendi ihtiyaçlarını ihmal etme
- Başkalarının sorunlarını üstlenme
gibi problemler ortaya çıkabilir.
İnsan herkese yetişmeye çalışırken:
Kendisine yetişemez hale gelebilir.
9. Sınır Koymak İlişkileri Bozmaz, İlişkinin Niteliğini Gösterir
Sağlıklı bir ilişkide iki insanın da:
“Hayır.”
diyebilme hakkı vardır.
Çünkü gerçek yakınlık:
Sınırsızlık değildir.
Tam tersine, iki ayrı insanın birbirinin sınırlarına saygı göstermesidir.
Bir ilişkide “hayır” dediğiniz anda karşı taraf sizi cezalandırıyor, tehdit ediyor veya sevgisini geri çekiyorsa, sorun yalnızca sizin sınırınız olmayabilir.
Belki de ilişkinin kendisi yeniden değerlendirilmelidir.
10. Çocuklara Sınır Öğretmek
Kitap, sınırların yalnızca yetişkin ilişkileri için değil, çocukların gelişimi açısından da önemli olduğunu vurgular.
Çocuk:
Her istediğinin gerçekleşeceğini
öğrenirse sınırlarla karşılaştığında zorlanabilir.
Ama sınırların olduğu bir ortamda çocuk:
- Sorumluluk almayı
- Seçimlerinin sonuçlarını görmeyi
- Başkalarının haklarına saygı göstermeyi
- Kendi ihtiyaçlarını ifade etmeyi
öğrenebilir.
Sağlıklı sınırlar çocuğu cezalandırmak için değil:
Hayatın gerçeklerini öğrenmesine yardımcı olmak için kullanılabilir.
11. Sınırların Olduğu Yerde Sorumluluk Vardır
Sınırların önemli bir sonucu da şudur:
Kendi hayatımızın sorumluluğunu daha fazla üstlenmeye başlarız.
Başkasını suçlamak yerine:
“Ben ne yapabilirim?”
diye sorarız.
Başkasının değişmesini beklemek yerine:
“Ben nasıl davranacağım?”
diye düşünürüz.
Bu yaklaşım insanı edilgenlikten çıkarır.
Çünkü kendi hayatımız üzerinde yeniden söz sahibi olmaya başlarız.
12. Sınır Koymanın Dili
Sağlıklı sınırlar her zaman sert olmak zorunda değildir.
Bazen çok basit bir cümle yeterlidir:
“Bunu yapamayacağım.”
“Şu anda buna zaman ayıramıyorum.”
“Bu şekilde konuşulduğunda konuşmayı sürdürmek istemiyorum.”
“Bu konuda kararımı değiştirmeyeceğim.”
“Bunu kabul etmiyorum.”
Bunların hiçbiri karşı tarafı küçümsemek zorunda değildir.
Sınır koymak:
Sertleşmek değil, netleşmektir.
13. Sınırlar ve Özgürlük
İlk bakışta sınır kelimesi özgürlüğü azaltıyor gibi görünebilir.
Oysa sağlıklı sınırlar tam tersine özgürlük sağlayabilir.
Çünkü sınırları olmayan insan:
Herkesin beklentisine göre yaşamak zorunda kalabilir.
Sınırları olan insan ise:
Kendi seçimlerinin sorumluluğunu üstlenebilir.
Bu nedenle sınır:
Bir hapishane duvarı değil, hayatımızın kapısıdır.
Kapının ne zaman açılacağına ve ne zaman kapanacağına karar verebilmek özgürlüktür.
14. En Önemli Sınır: Kendimizle Olan Sınırımız
Sınırları yalnızca başkalarına koymayız.
Kendimize de sınırlar koyarız.
Zamanımızı nasıl kullanacağımız…
Neye ne kadar enerji vereceğimiz…
Hangi davranışlarımızı sürdüreceğimiz…
Neleri hayatımızdan çıkaracağımız…
Bunların hepsi öz-disiplinle ilgilidir.
Başkasına:
“Hayır.”
demek kadar bazen kendimize:
“Hayır.”
diyebilmek de gerekir.
Çünkü özgürlük yalnızca istediğimizi yapabilmek değil;
ne yapmayacağımızı da seçebilmektir.
Kitabın Güçlü Yanları
- “Hayır” demeyi bencillikten ayırması
- Sorumluluk alanlarını netleştirmesi
- İlişkilerde sınırların önemini göstermesi
- Suçluluk duygusunu sorgulatması
- Aile, arkadaşlık ve iş ilişkilerine uygulanabilmesi
- Sınırları soyut bir kavram olmaktan çıkarıp günlük davranışlara indirmesi
- Kişinin kendi hayatı üzerindeki sorumluluğunu güçlendirmesi
Kimler Bu Kitabı Okumalı?
- Hayır demekte zorlananlar
- Herkesi memnun etmeye çalışanlar
- Başkalarının sorunlarını sürekli üstlenenler
- İlişkilerinde kendini tüketenler
- Zamanını korumakta zorlananlar
- Aile ilişkilerinde sınır problemi yaşayanlar
- İş hayatında sürekli fazladan sorumluluk alanlar
- Daha sağlıklı ilişkiler kurmak isteyen herkes
Kitaptan Akılda Kalan Güçlü Mesaj
“Hayır” demek insanları reddetmek değil, kendi hayatınıza “evet” diyebilmektir.
SONUÇ: Sınır Koymak Uzaklaşmak Değil, Yerini Bilmek
Sınırlar, insanlardan uzaklaşmayı öğreten bir kitap değil.
Kendimizi kaybetmeden insanlarla yakınlaşmayı öğreten bir kitap.
Çünkü sağlıklı ilişki:
Herkese evet demek değildir.
Herkesi memnun etmek değildir.
Her sorunu çözmek değildir.
Başkalarının bütün yüklerini taşımak değildir.
Bazen:
“Bu benim sorumluluğum değil.”
diyebilmektir.
Bazen:
“Hayır.”
diyebilmektir.
Bazen:
“Bunu kabul etmiyorum.”
diyebilmektir.
Ve bazen de:
“Seni seviyorum ama bunu senin yerine yapamam.”
diyebilmektir.
Çünkü insanın başkalarına verebileceği en sağlıklı şeylerden biri, kendi sınırlarını bilmesidir.
Sınırlarımız olmadığında herkes hayatımızın içine girebilir.
Ama sınırlarımız olduğunda kimseyi dışlamak zorunda kalmadan:
Kendimize ait bir hayat kurabiliriz.
Belki de kitabın en önemli mesajı şu:
İyi insan olmak, herkese “evet” demek değildir.
İyi insan olmak, hem kendimize hem başkalarına karşı sorumluluğumuzu bilmektir.


